Akademinin Twitter hâli: İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

Akademinin Twitter hâli: İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

T24 LogoT24 Logo
Söyleşi

Zannediyorum ki daha evvel duyurusu yapılmadı. Buradan duyurmuş olalım, İÜ Sosyoloji Bölümü, Twitter paylaşımlarından yola çıkarak bir web sitesi kurma hazırlığında. Bölüm hesabından yapılan paylaşımlar daha da geliştirilip kategorize edilerek adeta bir sosyal bilimler sözlüğü olma yolunda

01 Aralık 2020 22:39

Öğrenciler sosyal medyayı kullanırken dersleri aksatıyor algısı oluşacak endişesi ile hocalarından biraz çekinirler çoğunlukla. “Sosyal medyada çok oyalanıyorsun, çalışmalarına odaklan” uyarısını alanlar sanırım az sayıda değildir. Peki sosyal medya kullanımı her zaman engelleyici, zaman öldürücü olmak durumunda mıdır? Bu, mecranın nasıl kullanıldığı ile doğrudan bağlantılı. 

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Sosyoloji Bölümü’nün Twitter hesabı (@iuefsosyoloji), son birkaç yıldır, özellikle sosyal bilimler alanında çalışmalar yürütenler açısından oldukça dikkat çekiyor. Bildiğimiz, gördüğümüz tüm üniversite, fakülte, bölüm hesaplarından farklı. Resmi açıklamalar, duyurular, gerekli bilgilendirmelerin yaygınlaştırılması ile bildiğimiz bir akademi hesabının sınırlarının çok dışında. Bu anlamda yeni medya araçlarının kullanımı açısından önemli bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Genç neslin en çok vakit harcadığı alanlardan birine mesafeli değil, aksine içine girerek, alanında en verimli şekilde kullanarak öğrencileri amfilerin dışında da yakalamayı başarıyor. 

Akademinin belli ölçüde ağır, dinamik olmayan kurumsal yapısı, hele doğrudan kendi alanı değilse, bu tip yeni medya araçlarının kullanımında “gerekliliğin” dışına çıkma konusunda direnç gösterebiliyor.

Bu anlamda, kullanım açısından belki de tek değilik örnek diyebileceğimiz İÜ Sosyoloji Bölümü Twitter hesabına dair konuşmak için Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Coşkun ile buluştuk.

Pandemi dolayısıyla amfilerden, koridorlarına, bahçesine öğrenci sesinin, enerjisinin eksik olduğu üniversitede buluşmak, belki de böyle bir süreçte sosyal medya gibi araçları etkin kullanmanın, üniversitenin tüm bileşenleri açısından nasıl bir ihtiyaç olduğunu göstermesi açısından ayrıca anlamlıydı.

Bilmeyenler için İÜ Sosyoloji Bölümü Twitter hesabından söz edelim biraz. İÜ Sosyoloji Bölümü Twitter hesabı (@iuefsosyoloji) özellikle sosyal bilimler alanında çalışanlar, meraklısı olanlar için çarpıcı bir bilgi akışı sağlıyor. Geleneksel ve çağdaş sosyolojiden edebiyat sosyolojisine, kent alanından göçe, edebiyat ve sanat alanlarına kadar geniş bir çerçevede hazırlanan flood’larla konu hakkında ilgisi olanlara derli toplu bir yol haritası çıkarıyor. George Orwell, Mozart, Tolstoy paylaşımları son dönemde en dikkat çekici olanlardı. Bölüm hesabındaki bu bilgi akışı bize yalnızca o isimlerin çalışmaları değil aynı zamanda gündelik yaşamları, özel hayatları, içinde bulundukları dönemin, ülkelerin sosyal politik gelişmeleri hakkında da fikir veriyor.

Twitter’dan internet sözlüğüne

Zannediyorum ki daha evvel duyurusu yapılmadı. Buradan duyurmuş olalım, İÜ Sosyoloji Bölümü, Twitter paylaşımlarından yola çıkarak bir web sitesi kurma hazırlığında. Bölüm hesabından yapılan paylaşımlar daha da geliştirilip kategorize edilerek adeta bir sosyal bilimler sözlüğü olma yolunda.

İsmail Coşkun bu fikri kendilerine veren ismi özellikle anmak istediğini belirtiyor. Fatih Özcan bölümün bu kıymetli çalışmalarının kayıt altına alınması ve daha kolay erişim sağlanabilmesi için böyle bir öneri sunmuş, teknik ayrıntılarının nasıl yapılacağını da açıklayarak. 

Stanford Üniversitesi’nin güzel bir felsefe sözlüğü olduğunu hatırlatan Coşkun, “Benzer şekilde yapacağız. Bu, beraberinde erişilebilirliği artıracak, sözlük olarak başvuru kaynağı olacak. Dolayısıyla daha çok insana ulaştırmış olacağız.” diyor.

Coşkun, uluslararası camiada da sosyoloji bölümleri açısından sosyal medyada bu tür bir hareketliliğin, içerik üretiminin olmadığını, çok güçlü raporlar yayımlayan kurumların dahi bu üretimlerini yalnıza web sitelerinde yayımlamakta yetindiklerini söylüyor.

Yurtdışındaki ve Türkiye’deki üniversitelerin sosyal medya kullanımlarının kendi hesaplarından farkını şöyle özetliyor Coşkun:

“Yurt dışındaki üniversitelerin sosyal medya hesaplarını takip ettiğimizde çoğunlukla duyuru ya da bilgilendirme amaçlı kullanılıyor. Türkiye’de üniversite, fakülte hesapları anlamında da bu tür hareketlilik, içerik üretimi ve bunu kamuoyu ile paylaşan hesaplar pek yok. Daha ziyade kurumsal işleyiş içerisinde gerekli olan paylaşımlar yapılıyor.

Bazı üniversitelerde kültür merkezleri var. Mesela Boğaziçi Üniversitesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi gibi yerlerin hesapları bu tür paylaşımları daha çok yapıyor. Onlar da kapsamlı kültürel etkinlikler düzenledikleri için daha canlı bir durum ortaya çıkıyor.”

Edebiyat Fakültesi (Fotoğraf: Talha Kabukçu / İÜ Sosyoloji Kent Çalışmaları yüksek lisans öğrencisi)

“Siz öğrenciyi yakalarsanız o sizi besler; çağdaşı, dinamik olanı size gösterir”

İsmail Coşkun, bölüm hesabının bugüne gelmesinde katkısı olanları “Genç arkadaşlarımı anmam gerekiyor” diyerek anlatmaya başlıyor:

“Öğrencilerle, genç insanlarla birlikteyiz. Öğrenci açıktır ve siz öğrenciyi yakalarsanız o sizi besler. Çağdaşı, dinamik olanı size gösterir.

Genç kuşak asistan arkadaşlarımız çok dinamik. Birkaç deneme yapıldı başta ve bunun karşılığı olduğunu görünce bölüm Twitter hesabını tam bir paylaşım mecrası haline getirdik. Bölüm hesabını bir tür dergi gibi kullanıyoruz. Haftada en az bir iki yeni içerik paylaşıyoruz. Eski paylaşımları da uygun zamanında yeniden paylaşmayı sürdürüyoruz.

Bir bölüm mutfağı var. Burada asistan arkadaşlarımız var. Parlak, gönüllü doktora öğrencilerimiz var. Ama çok geniş bir takımla çalışmıyoruz.

İlk başta birkaç arkadaşımızın ismini anmak isterim. Mehmet Ali Akyurt, Muhammed Fatih Karakaya, Mehmet Emin Balcı, Muhammet Fazıl Baş. Bunlar ilk kuşakta bölümün paylaşım sürecini başlatmada, yol açmada çok emek harcadılar.

Sonra ikinci dalga ekibimiz… İlker Aslan arkadaşımız var. Lisansı bizden, şimdi de bölümümüzün araştırma görevlilerinden. Sosyal medyada İlker’in büyük emeği var. İşlerin düzenlenmesi, eski paylaşımların yeniden tedavüle sokulması, takip süreci vs. her şeyle ilgileniyor. O çok beğenilen George Orwell, Tolstoy paylaşımlarını İlker hazırladı.

Onların dışında üç genç arkadaşımı daha anma istiyorum; Sevde Tunçbilek, Hamdusena Eşrefoğlu, Begüm Uzun.”

Gönüllülük esası

Askerî sosyoloji gibi oldukça bakir alanlarda da paylaşımları var bölümün. İsmail Coşkun burada Adem Başpınar‘ın ismini özellikle vurguluyor.

Bölümün ana hesabının yanı sıra bir de alt hesapları mevcut. İÜ Kent Çalışmaları (@iusosyolojikent), Yaşlılık İÜ Yaşlılık Atölyesi (@yaslilikatolye) bunlardan bazıları. 

Kent alanındaki çalışmaları daha çok Doç. Dr. Murat Şentürk yürütüyor. Yaşlılık Atölyesi ile ilgili hesapta da Ferhan Saniye Palaz, Büşra Turan‘ın emeği var.

Prof. İsmail Coşkun’un, tüm bu çalışmaları kapsayan ve en çok önemsediği konulardan biri gönüllülük:

“Bunlar, vazife olarak tevdi ettiğimiz, karşılığını aldığımız şeyler değil. Özetle diyeceğim o ki, bölüm hesabına dair yaptığımız işler gönüllülük üzerinden yürüyor. İmece ile, dayanışma ile yapılan işler.”

“Öğrencileri bizim dışımızdaki seslere açma çabası içerisindeyiz”

İÜ Sosyoloji Bölümü pandemi ile birlikte uzaktan eğitime geçmeden önce haftada en az ikiyi bulan, alanında yetkin katılımcılarla birlikte çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyordu.

Bu etkinliklerde öğrencilerin alana daha geniş bir perspektiften bakabilmesi hedeflenirken öğrencilerin ders müfredatı dışındaki alanlarda, farklı bakış açıları ile temas etmesine olanak sağlanıyordu. Coşkun, bölüm etkinliklerine dair “Nihayetinde bölümde dört yıl boyunca öğrenciler de bir anlamıyla aynı hocaları duymaktan yoruluyor. Bu her bölüm için geçerli; her hocanın çalışma alanı, müfredatı belli. Biz bölümdeki etkinliklerle öğrencileri bizim dışımızdaki seslere açma çabası içerisindeyiz” diyor.

Edebiyat Fakültesi bahçesi (Fotoğraf: Talha Kabukçu)

“Biz kendimizde halk katmanlarını aydınlatma misyonu görmüyoruz”

Sosyal medyadan bir kez gelen “Sizin işiniz bu değil” eleştirisini hatırlatarak soruyorum Coşkun’a, “Nedir akademinin işi?”

“Biz kendimizde halk katmanlarını aydınlatma misyonu görmüyoruz. Böyle bir perspektife de itirazımız var. Halkın basiretine, ferasetine itibar etmek lazım. Çok daha fazla okuma, erişme düzeyinde olup da belli bir sosyoloji dili, başka bir bakış ile topluma bakmak çok aydınca da değil, entelektüelce de değil, münevverce de değil. Hangi dilde söylerseniz söyleyin. Tam tersine. Halkın bilinç götürülmeye ihtiyacı yok. Halkın sorunlarının çözülmesine ihtiyacı var.

Bölüm, halkı aydınlatıcı bir misyon yüklenmeden; bilgilendirici, içine alıcı, ‘Bakın bu önemli’ diyen bir mecra olmaya gayret ediyor. Şu anda bizim bölüm hesabımız, sözlük gibi kullanılıyor.”

“Derdimiz fenomenlik değil”

Coşkun bunları anlatırken ısrarla vurguluyor: “Bunu lütfen yazın. Bizim sosyal medyada fenomenlik gibi bir derdimiz yok. Namımız yürüsün gibi bir iddiamız da yok!”

Peki nedir amaç? Dinleyelim:

“Kamuyuz biz, kamu görevimiz var. Biz üniversiteyiz. Üniversitenin üç tane görevi vardır; eğitim öğretim, bilgi üretimi ve insan üretimi. Aydınlanmış bilincin ulaştığı yüksek hakikatleri halk katmanına taşıma, halk konferansları, halka açık dersler anlamında bir kamu görevi yapmıyoruz. Halkı aydınlatma anlamında kullanmıyoruz. Peki hangi anlamda kullanıyoruz? İnsanların sosyolojiye dair üretilmiş bilgilere en temel düzeyde -ama kesinlikle wikipedia düzeyinde değil, o ölçeği aşan- erişimini sağlamak. Bu bir sosyolog olur, göç alanında oluşmuş literatür olur, göç sahasında çalışmakta olan merkezlerin tanıtımı olur… Bunları nesnel bir dille kamuyla paylaşmak. Farklı alanlarda eğitim almış, uzmanlaşmış pek çok arkadaşımız var. Biz de bu bilgleri erişilebilir kılıyoruz. Yaptığımız paylaşımların içinde girdiğinizde o paylaşım sizi konunun içine alıyor, davet ediyor. ‘Böyle bir yol var, böyle bir vadi var, bak buradan gidebilirsin.’ demiş oluyoruz.

Yaptığımız işin bilgiyi erişilebilir kılma anlamında bir fonksiyonu var ve biz bunu çok önemsiyoruz. Üniversitenin de görevlerinden birisi budur çünkü.”

Sosyoloji Bölümü ile özdeşleşmiş Ziya Gökalp amfisi (Fotoğraf: Talha Kabukçu)

Bölümün dostları

Bölüm, son dönemde kendi mutfağı dışından da katkı almaya başladı. Coşkun son paylaşımlarından biri üzerinden bunu şöyle anlatıyor:

“Resmen sokakta tanıdığım; sanat, edebiyat, kültür, müzik alanlarında ‘deli’ bir arkadaş, bölüm hesabına Mozartı’ı yapmak istediğini söyledi. O kadar uzun bir çalışma oldu ki… Ama o 80 tweet’i tek tek okudu insanlar. 80 tweet okunmaz normalde. Ömer Beyoğlu diye bir arkadaştı, burada okulun çevresinde tanıştığım birisi. Sonra arkadaşımız oldu, bölümün dostlarından oldu.

Bölümümüzün en büyük ittifakı, dostu Latin Dili ve Edebiyatı Bölümü. Veritas hesabı (@VeritasDizisi), bölüme çok ciddi destek veren bir hesap. Dante paylaşımını İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden İtalyan bir arkadaşımız hazırladı.”

Son olarak değinmeden geçemeyeceğimiz bölümün dostları var. Bunların başında, Medyascope’ta “Kültür & Tarih Sohbetleri” programını hazırlayan Cengiz Özdemir ve Ozan Sağsöz‘ü, Saadet Özen‘i özellikle anmak gerekiyor.

İsmail Coşkun sohbetimizde bu listeyi hayli geniş tuttuysa da ben sınırlamak durumunda kaldım. Eksik varsa sorumluluk mutlaka yazandadır. Buraya kadar okuduysanız; şimdi sıra bölümün Twitter hesabını incelemekte. Keyifli vakitler…

Sosyoloji Bölümü koridoru (Fotoğraf: Talha Kabukçu)
T24 Logo

© Tüm hakları saklıdır.

Kategoriler

href=”https://texbet.com”>Casino Oyna 3 site

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir